top of page

EMILY IN PARIS



"Emily in Paris" dizisini izlediniz mi bilmiyorum. Genel ağırlıkta hedef kitlesi kadınlar tabii ki ama beni çeken yanı romantik komedi olması değil de mesleğimle ilişkili sahneler oldu.

Normalde ben bilim kurgu ya da dedektif dizilerini seviyorum:)


Markalar bizim bu sevgilerimizi kullanarak ürünlerinde "Birleştirme" uygulamaları yaparak bizlerle "Ortak Nokta" bulmaya çalışıyor. Her derste anlatırım; "Ben DeFacto müşterisi değildim, taa ki Demir seviyor diye ona bir Kral Şakir tişörtü alana kadar."


Bizler de arkadaş sohbetlerimizde ortak nokta bulduğumuzda nasıl da sohbet koyulaşır, kahve soğur, ilişkilerimiz güçlenir. İşte markalarla ortak nokta bulmak da bu yüzden çok önemli. Aynı renkleri, aynı şekilleri, aynı çiçekleri, aynı dizileri, kahramanları, aynı sanatçıları, aynı futbol takımını, aynı ilgi alanlarını seversek bağlanırız.


Canım Starbucks da bu olguyu güzel kullanmış, soldaki kupayı 10bin Dolar maaş alıp 20 Dolar'a almak isterdim ancak ülkemizde kupa fiyatları uçmuş durumda. İşin içine Emily de girince eminim bol sıfırlı TL olur. Canımız sağ olsun, olanla idare ederiz, yine kahvemizi keyifle içer, Emily'i izleriz.


700 Baht = 375 TL = 20 Dolar

Comments


bottom of page